Oruç Tutmanın Önemi

Orucun Önemi

Oruç, namaz, zekât ve hac gibi Cenab-ı Hakk’ın yapmakla mükellef tuttuÄŸu ibadetlerden biridir. O, Allahu Teâlâ’nın mükâfatını kendi üzerine aldığı, kalemlerin ve defterlerin hesabını tutamayacağı, mü’minin içten içe Rabbiyle münasebetinin alametidir. Oruç, muvakkaten beÅŸeriliÄŸi terk etmenin, yememenin, içmemenin, ÅŸehevî arzu ve istekleri gemlemenin, dünyaya ait baÄŸlardan tecerrüd etmenin böylece Allah’a yaklaÅŸmanın ifadesidir. Oruç bizlere farz olduÄŸu gibi, bizden önce yaÅŸamış olan insanlara da emredilen bir ibadet çeÅŸididir.


a- Peygamber Efendimiz’in Oruca VerdiÄŸi Önem

Her din ve her düşünce kendi tâbilerine, yapmakla mükellef olacakları birtakım emirler ve nehiyler getirmiÅŸtir. Hak olsun bâtıl olsun bütün dinlerde az-çok bu mükellefiyet vardır. Bir dini ve düşünceyi temsil eden insan, baÄŸlılığını ancak yapacağı bu fiillerle ortaya koyar. Hak ve hakikat dini olan İslâmiyet de, temsilcilerine birtakım ibadetleri emir buyurmuÅŸ, Müslümanlığın bir ÅŸartı olarak, bunların yerine getirilmesini istemiÅŸtir. Kur’ân-ı Kerim meseleleri icmâli olarak ele alır. O’nu tafsil edecek olan, Kitab’ın kendisine inzal olduÄŸu Rasûlullah’tır. Zira Kur’ân’ın en büyük müfessiri O’dur. Orucu bize Allah Rasulü nurlu beyanlarıyla anlatmış, bütün teferruatıyla ele almıştır. Burada orucun önemiyle alâkalı Rasûlullah’tan varid olan bir iki kutlu sözü aktarmaya çalışacağız.

Ebu Hureyre (r.a.)’nin rivayet ettiÄŸine göre Rasûlullah (aleyhissalatu vesselâm) şöyle buyurmuÅŸtur: “Allah şöyle buyurdu: “ÂdemoÄŸlunun her ameli kendi içindir. Yalnız oruç müstesna. Onun mükâfatını ben veririm. Zira yemesini ve nefsâni arzularını, sırf benim için terk ediyor. Oruçlu için iki sevinç ânı vardır: Biri iftar ettiÄŸi, diÄŸeri de Allah’a kavuÅŸtuÄŸu vakittir. Oruçlunun aÄŸzının kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoÅŸtur.”Evet, oruç bu duygular içinde eda edilmelidir.

Oruç tutanın ağız kokusu açlıktan kaynaklanır. Kıyamet günü Cenab-ı Hakk katında bu koku, miskten, anberden daha hoÅŸ, daha nefis ve daha temizdir. Temiz ruhlar olan melâikenin arÅŸ u ferÅŸi çınlattıracak bir velvele içerisinde Allah’a karşı kulluk vazifesini yaparken hoÅŸlandıkları kokular vardır. Onlar gül kokusundan çiçek kokusuna, miskten anbere kadar güzel kokulardan hoÅŸnut olurlar. Mele-i Ala’da güzel kokular sırlı hazineleri açan anahtar hükmündedir. Oruçlunun ağız kokusu da bu güzel kokular cümlesindendir. Bunun böyle olması, orucun Allah’la kul arasında irtibat buudlu bir ibadet olmasındandır. Bu yönüyle oruç, kendi derinliÄŸi içinde ele alınmalı, yoksa salt ağız kokusu açısından deÄŸil.

Yine Ebu Hureyre’nin rivayet ettiÄŸi bir diÄŸer hadiste Resulü Ekrem (aleyhissalatu vesselâm): “Her ÅŸeyin zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruç tutmaktır. Oruç tutmak sabrın yarısıdır.”BaÅŸka bir yerde, “Sübhanallah demek mizanın yarısını, elhamdülillah demek tamamını, Allahü Ekber demek ise yer-gök arasını doldurur. Oruç sabrın, temizlik de imanın yarısıdır.”buyururlar.

Allah’ın yüklediÄŸi ibadet mükellefiyetini sırtında taşımaya sabretme, O’dan gelen ÅŸeyler karşısında sarsılmama, sabit kadem olma, O’nun kapısından ayrılmama, günah fırtınaları ve günah tufanı karşısında kendini koruyup diÅŸini sıkma vs. bunlar dinin yarısını teÅŸkil etmektedir. “Oruç ise sabrın yarısıdır.”Zira sabrın diÄŸer yarısı baÅŸka ÅŸeylere dağılmıştır. Oruçta bir yönüyle ÅŸehevât-ı nefsâniyeyi gemleme olduÄŸu için, günahlara karşı sabır, diÄŸer bir yönüyle aç-susuz durma gibi (hususiyle sıcak günlerde) bir iÅŸin altına girmekle ibadete karşı sabır vardır. Böylece oruç, dinin dörtte birini teÅŸkil etmiÅŸ oluyor. Dolayısıyla o, dört büyük ve mühim esası olan namaz, oruç, zekât ve hac ibadetlerinden biridir. Ve hem de yukarıda belirttiÄŸimiz gibi oruçta, hem ibadet ü taate, hem beÅŸerî arzu ve isteklere, hem ÅŸehevânî duygulara ve hem de beÅŸerî kaprislere bir set çekme ve mani olma vardır.

Allah uÄŸrunda yapılan her iÅŸin mutlaka bir sevabı vardır. Onun karşılıksız kalması düşünülemez. Ama oruca gelince onun sevap yönüyle dengi yoktur. Ebu Umame (r.a.) şöyle diyor: “Rasûlullah’a yapmam gerekli bir amel söylemesini istedim. O da “Oruç tut. Zira onun dengi yoktur.”dedi. Ben yine tekrar ederek aynı ÅŸey sordum. O, “Oruç tut, zira onun dengi yoktur.”ÅŸeklinde cevap verdi, Ben üçüncü kez yine sordum. O aynen, “Oruç tut, zira onun dengi yoktur.”buyurdular.

Yine orucun sevabına iÅŸaretle, Peygamberimiz baÅŸka bir hadislerinde şöyle buyurmuÅŸlardır: “Allah katında oruç kadar sevaplı bir ibadet yoktur.”BaÅŸka bir hadislerinde de: “Oruç, nefsinin çektiÄŸi yiyecek ve içeceklerden kimi alıkoyarsa, Cenab-ı Hak onu cennet meyvelerinden yedirip, cennet ırmaklarından içirir.”; “Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır ki oradan sadece oruç tutanlar girebilir.”; “Oruç tutan helâlinden rızkını temin ettiÄŸi zaman ahirette hesaba çekilmez.”; “Oruç tutanın uykusu ibadet, susması ise tesbih sayılır. İyilik ve ibadetlerine kat kat ecir verilir. Duası Allah tarafından kabul edilip günahları afvedilir.”

Oruç, kıyamet günü oruçlu için ÅŸefaat edecek, Cenab-ı Hakk’a niyazda bulunup, “Ya Rabbi! Ben onu gündüzleri yiyip içmekten ve zevklerinden alıkoydum. Bunun için onun hakkındaki ÅŸefaatimi kabul buyur.”diyecektir. Cenab-ı Hak da orucun bu isteÄŸini kabul edip, oruçluya ÅŸefaat etme izni verecektir.”

kaynak www.hikmet.net

SocialTwist Tell-a-Friend

Benzer Konular

Nisan 1, 2010 · ramazan · No Comments
Tags: , ,  Â· Posted in: Genel

Yorum yaz